"TÜRKİYE’DE İLETİŞİM
BİLİMLERİNİN AKADEMİK GELİŞİMİ"
Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda
(1923) Gazetecilik Eğitimi konusunda Osmanlı İmparatorluğundan
bir miras devralmamıştı. İlk basın yasası 1931 yılında çıkarılmıştır.
Almanya’da eğitim görmüş Müderris Fehmi Yahya tarafından ilk
Gazetecilik eğitim kurumu 1948 yılında İstanbul’da ‘‘İstanbul
Özel Gazetecilik Okulu’’ adı altında kurdu.
Gazetecilik eğitiminin akademik bir ortamda yürütülmesi girişimleri
2. Dünya Savaşı sonrasına rastlar. İstanbul Gazeteciler Cemiyeti
Başkanı olan Sedat Simavi, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğüne
yapmış olduğu müracaat sonrasında üniversite-basın işbirliği
sağlanmıştır. İ.Ü. İktisat Fakültesine bağlı "Gazetecilik
Enstitüsü" Üniversite senatosunun olumlu kararıyla eğitim
hayatına atıldı. Benzer girişim Ankara Gazeteciler Cemiyeti
tarafından Ankara Üniversitesi Rektörlüğüne iletildi, olumlu
karşılanan teklif sonrasında, A.Ü. Siyasal Bilimler Fakültesi
(SBF) bünyesinde "Basın Yayın Yüksek Okulu" 1965/1966
öğrenim döneminde faaliyetlere başlatıldı.
Gazetecilik Eğitiminde bulunan özel okullar,
TBMM’nin sağladığı bir dizi kolaylıklar yardımıyla 1965 yılından
sonra etkin bir şekilde faaliyetlerde bulundular, fakat daha
sonra yetersiz oldukları ve bazılarının diploma satan kurumlara
dönüştüğü gerekçelerinden dolayi TBMM incelemesine müteakip
devletleştirilip resmi kurumlara dönüştürüldüler.
12 Eylül 1980 Askeri Darbesinden sonra Türkiye’de
Üniversiteler ile ilgili köklü yeni düzenlemeler yapıldı. 2547
sayılı kanun ile Üniversitelerde radikal yapılanmalar getirildi.
Bu kapsam da Gazetecilik ve Halkla ilişkiler Yüksek Okullarının
(GHIYO) ismi degiştirilerek "Basın Yayın Yüksekokulu"na
(BYYO) dönuüştürüldü ve Üniversitelere doğrudan bağlandı.
Bu isim değişikliği aracılığıyla Basın Yayın Yüksekokulları
akademik eğitime 10 yıl devam edebilmiş, daha sonra bu okulların
adı"İletişim Fakültesi" olarak tekrar değistirilmiştir.
Resmi kurumların dışında "Hürriyet Vakfı
- Erol Simavi Özel iletişim ve Eğitim Merkezi" kuruldu.
Daha sonra Hürriyet Gazetesinin yeni sahibi Aydın Doğan, AD
Vakfı aracılığıyla görüşmelerden sonra Milli Eğitim Bakanlığının
oluru alınarak "Gazetecilik Meslek Lisesi" kurdu.
"Uğur Mumcu Arastırmacı Gazetecilik Vakfı" tarafindan
1995 yılından itibaren başlatılan çalışmada, Üniversite mezunlarından
seçilen kişiler bir aylık yoğun kuramsal eğitim sonrasında beş
aylık bir süre ile Hürriyet – Milliyet – Cumhuriyet Gazetelerinin
Ankara Bürolarında uygulamalı bir staj eğitimine tabi tutulmaktadir.
Daha sonra 1995 yılından itibaren "Akademi İstanbul"
isimli özel bir kuruluş iki yıllık bir program çerçevesinde
Gazetecilik, İşletme İletişimi, TV, Radyo, Reklamcılık ve Siyasal
İletişim gibi alanlarda kurslar ve eğitim programları düzenlemektedir.
İletişim alanında bu gelişmelerin yanında bazı
Alman Vakıflarının 2000 yılı basından itibaren Türkiye’de İletişim
Bilimleri alanında ki gelişmelere aktif şekilde katıldığını
gözlemliyoruz. Konrad Adenauer Vakfı, İstanbul Üniversitesi
- İletişim Fakültesi Dekanlığınca ortak bir çalışmaya katılmış
ve bazı Almanca temel gazetecilik eserlerinin Türkçe diline
tercüme edilerek yayımlandığını görmekteyiz.
İstanbul - Marmara - Ankara - Gazi - Ege -
Anadolu - Selçuk Üniversitelerinde uzun yıllardan itibaren sürdürülen
iletişim bilimleri alanında akademik eğitime rağmen, kuramsal
ve görgül araştırmaların istenilen verimlilikte üretilemediğini
gözlemlemek mümkündür. Bu olumsuz gelişimin nedenlerinin başında
sıkça akademik birimlerin yalnızca isimlerinin değiştirilmesiyle
yetinilirken, içerik – eleman - kaynak sağlama konularında iyileştirmeler
yapıl(a)maması önemli rol oynamaktadır.
Gazi Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi İletişim
Fakültelerinin ortaklaşa düzenlediği "I. Ulusal İletişim
Sempozyumu" ancak 3-5 Mayis 2000 tarihleri arasında gerçekleştirilebilmiş
olması alanla ilgili bilimsel özgün çalışmaların geçmişi hakkında
bir fikir sunmaktadır. İletişim bilimcisi Prof. Dr. Oya Tokgöz
ilki gerçekleştirilen bu Sempozyuma sunduğu "Türkiye’de
İletisim Araştırmaları: Nereden Nereye?" başlıklı betimleyici
araştırmasında, Türkiye’de iletişim olgusu ve bununla bağlantılı
olarak iletişim araştırmalarının nereden nereye geldiğini az
veya çok, iyi veya kötü bir değerlendirme yapmak amacıyla yola
çıkmıstır. İletişim araştırmaları üzerinde yapılmıs derli toplu
bir çalısmaya halen ulaşabilmenin çok zor olduğu tespitinde
bulunmuştur. Bunun nedenleri üzerinde düşünülmesi gerektiğinin
vurgulandığı araştırmada, iletişim arastırmaları üzerine derinleşilmeli
ve daha pek çok araştırmanın yapılması durumunda ancak Türkiye’de
iletişim alanında gerçek kestirimlerin yapılabileceği değerlendirmesinde
bulunmaktadır.
Editörün Notu:
Konu hakkında daha detaylı bilgi
için: Korkmaz Alemdar, "Medya Gücü ve Demokratik Kurumlar",
AFA Yayıncılık ve TUSES Vakfı ve A. U. İletişim Fakültesi Mezunları
Derneğince yayınlanmakta olan "Kültür ve İletişim Dergisi"
2000 3(2) yaz baskısına bakınız.